Kendimize Neden Yabancılaştık?

17 Mart 2019
47 Okunma

AKILSIZ GÖNÜL, GÖNÜLSÜZ AKIL YÂHUT  DÜŞTÜĞÜMÜZ YERDEN KALKMAK

”Neyi nasıl bildiğini bilmeyen, kendine yabancılar olarak alemi bilmek de bizim komedimiz.”

Âlemin kesret görünümünün altındaki birliğe ulaşmak bir tefekkür ve ilişkileri anlama konusudur. Mesnevî tâbiriyle: “Bakışına şaşılık hâkim olanlar” o birliğe nüfûz edemezler.  Şaşılığın giderilmesi kolay iş değil tabiî. Kadim medeniyetlerin hepsinde de o  “şaşılık”tan kurtulma adına kurulmuş mektepler görürüz. Taoculuk okullarından Brahmanist dergahlarına, Budist öğreti talimlerinden bizim Seyr-i Süluk eğitimine kadar bütün okullarda, birliğe ulaşmanın ön şartı, insanın kendi melekelerindeki kesreti tevhid etmektir. “Kendi vücudu memleketinde Tevhid’i temin edemeyenler”in hariçteki Tevhid’e şehâdeti hayal.
İnsanoğlu kendindeki melekelerin her birini ayrı bir değer olarak görmeye meyilli. Onları ayrı ayrı adlarla birbirinden ayırarak anlamaya döneli beri, uzmanlıkların o ayrımlar zemininde şekillenmesi anlayışı güç kazanalı beri kendi iç birliğini bile kaybetti. Artık bir canımız var, bir ruhumuz var, nefsimiz var, aklımız var, gönlümüz var, vicdanımız var… Var oğlu var! Şuurumuz, şuuraltımız, şartlanmalarımız, reflekslerimiz, insiyaklarımız… Bunların her birini ayrı birer varlık alanıymış gibi mütâlâa eder  olduk. Öyle olunca da aynı özün her bir haline, tutum ve yönelişine başka biriymiş gibi şaşkınlıkla bakıyoruz. Tabiatıyle de kendimizi çözemiyor, anlayamıyor, dahası yabancılaşıyoruz. Kendi gerçekliğimizden korktuğumuzu bile söylemek mümkün.
Kendimize yabancılaşmış halimizle de âlemin esrarını çözme iddiâsında, gözümüz fezâda yıldızların keşfi derdindeyiz. Neyi nasıl bildiğini bilmeyen, kendine yabancılar olarak alemi bilmek de bizim komedimiz.

”Ulemâmız ise dar açılı bakış açılarına mahkum, bir savunma psikolojisiyle uzmanlıklarından elde edilmiş itibar ve kazanç kapılarını takdise berdevam.”

Öyle olunca bütünlüklü bünyemizin ihtiyaçları bu parçalı algı bombardımanından,  tahriklerinden sakinleşemediği demlerde sükunet bulma adına mecburen birlik ihtiyacına üfürükçülerden, astrologlardan, falcı veya medyumlardan cevap devşirmeyekoyuluyor.
Bu garabet, öyle bir karmaşık meseleye dönüyor ki; zamanla, kendimizdeki paramparça kişilik algısının bazı elemanlarını tercih ettiği iddiasıyla diğer cüzlerimizi itip kakıyor, dahası bu tutumumuzu dışa vurarak medeniyet tarif ve tasniflerine kadar götürüyoruz.  Derdi büyütüp karmaşıklaştırdıkça, çözüm daha da zorlaşıyor, çapraşıklaşıyor gayet tabiî…
Neymiş “Akıl Medeniyeti” varmış, “Gönül Medeniyeti” varmış.
Bunlardan akıl yani Batı medeniyeti; sömürü ve zulmün ürünü maddî gücü sebebiyle, zahirdeki refaha dayanılarak üstün görülmüş ve bir ilkeye bağlamak gerekince de temel sebebin akıl olduğuna hükmedilmiştir… Akıl insanın asıl öznesiymiş ve gönül taraftarlarına baskınmış! Batı merkezli medeniyet işte o aklın eseriymiş  ve Batı’nın üstünlük sebebi de akılmış! Tabiî bu tasnife “inanıldığı” an, gözü güç ve iktidarda olan birisiyseniz ve de kendinizi “Doğulu” sayıyorsanız, âdetâ apriori hâle gelen bu iddia sebebiyle kendi dünyanıza öfkeyle bakmaya başlıyorsunuz. O öfke zamanla nefret kılığına da bürünüyor, dünyanızı yok etmekten başka yol bulamıyorsunuz. Doğu denilen coğrafya parçalarındaki modern “devrimler”e o dikkatle bir bakın isterseniz.
Artık illa akılla gönülü kavga ettirmek zorundadır âlem halkı!
Akılsız gönülü tercih(!) eder görünen dindara mı üzülürsünüz, gönüle kapalı olduğunu iddia eden “rasyonalist”e mi?
Sanki gönülsüz akletmek imkanı varmış, yahut aklı dışarda tutabilecek bir “pür” gönül mümkünmüş gibi?
Konu artık insanlık çapında bir cinnettir!

”Şefkat dolu bir gönül”

Bu iki değer aynı kökten türemişmiş, aynı öznenin iki yüzü ve işbirliğini bırakmaması gereken, insanın iki kanadı imiş!.. Kimse bu basit, yalın gerçeği görmek istememektedir artık. Halbuki bunları ayırmak, biri lehine diğerinden uzaklaşmak iki taraf(!)a da yaramadı, yaramıyacak… Aslî realitemiz olan Tevhid gerçeğini örten, her iki tarafın(!)da iflâhını kesen şeytanî bir kumpas bu.

Konu uzundur bereketlidir.  Arzu eden sözü buradan alıp yürütürse gayet hacimli ciltlerle kitaplara dönüştürebilir…
DLT’de Kaşgarlı Mahmut, gönülü akılla tarif ederken, Kutadgu Bilig’de de Yusuf Has Hacip akılı: “Şefkat dolu bir gönül” diye tarif eder.
Taa bilinen en eski zamanlardan beri bizim geleneğimiz bu iki değeri ayırmamaktaydı… Türk’ün dillere destan adaletinin en önemli sebeplerinden birisi buydu. “Duygusal Doğu ile Akılcı Batı”ya mukabil, Türk’ün üçüncü ve doğru terkibin insanı olduğunu teslim etmeye, belki de sırf bu özelliği anlamak kafidir…  Bilhassa selefî eğilimli İslamcı arkadaşlarımız ne kadar çabuk kavrarlarsa o derece iyi olacak.
Bizim felaketimiz önce akıl düşmanlığı ile, imanı taklitle benimsenebilir bir tarife indirgemekle başladı. Akıldan uzaklaşmak, aslında gönüle de yabancılaşmak demekti, kendi gerçeğimizi yaralamaktı. Akla yan bakan Eş’arileşme devrimizden Pozitivizmin maddeci dünyasına devrilirken bu defa da gönül düşmanı, maddeci, devrimci bir aydın zümremiz oldu ve toplumumuz bu  iki âfet arasında asırlar geçirdi.
Öle yite bu günlere geldik. Bari artık bundan sonra düştüğümüz yeri anlasak ve ayağa kalkma modelimizi oradan çıkartsak…

Dr. Sait Başer

Sitemizde kullanılmak üzere izninden dolayı Sait Başer hocamıza teşekkür ederiz.

İlginizi çekebilir

Nevasel’den Tango
Güncel
6 views1
Güncel
6 views1

Nevasel’den Tango

Der - Gâh - 10 Mayıs 2019

Ramazan'a Özel Müzik Ziyafeti İstanbul'un her köşesinde Ramazan ayında kültür sanat etkinlikleri hız kesmeksizin devam ederken, bu defa Nevasel Türk…

Nükleer Kedi’den Rock Konseri
Güncel
8 views
Güncel
8 views

Nükleer Kedi’den Rock Konseri

Der - Gâh - 7 Mayıs 2019

Ve Nükleer Kedi Sahnede Sakarya Üniversite’si merkez kampüste Nisan ayı içinde sahne alan Nükleer Kedi rock grubu gençlere coşkulu saatler yaşattı.…

Kapılar Neyi Sırlar?
Güncel
14 views
Güncel
14 views

Kapılar Neyi Sırlar?

Der - Gâh - 25 Nisan 2019

Hatice Güçlü   Kapılar bizi ardındaki gizem dolu dünyaya çeker. Her bir detayında yaşanmışlıklar saklanır. Ama bir o kadar da…

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.