İki Asır Önce İstanbul Nasıldı?

17 Mart 2019
181 Okunma

Fotoğraflarla 19. Yüzyılda İstanbul

Gönül Yonar

Taç Vakfı bu hafta Prof. Dr. Ali Şükrü Çoruk’u konuk etti. Sefa Özkaya moderatörlüğünde gerçekleşen sohbette Çoruk, eski İstanbul fotoğraflarıyla keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Sohbet süresince fotoğrafçılığın tarihine, oryantalistlerin fotoğraf üzerinden Osmanlı’yı algılayışlarına, Osmanlı’nın fotoğrafla tanışmasına, meşhur saray fotografçılarına, sokak fotoğraflarının kurgulanmış yapısına değin birçok bilgi veren hocanın aktardığı bilgileri maddeleştirdiğimizde ortaya sadece İstanbul’un o çok sevilen siyah-beyaz fotoğrafları çıkmıyor, aynı zamanda fotoğraf ile ‘‘Osmanlı’’ algısının da şekillendiğini ve bugün bizi kuşatan ‘ nostalji’ sözcüğüne kadar bu algının siyaret etmiş olduğunu görebiliriz.

Şehir-fotoğraf İlişkisi

İnsan neden şehrin fotoğrafını çeker? İçinde bulunduğu hissiyat nasıl bir duygudur ki kişi yaşadığı ya da gittiği mekanları kayıt altına alarak bunların bir sergi malzemesi olmasını sağlar? Bu duygunun iki yönü vardır. Birincisi merak, ikincisi şehre karşı duyulan sorumluluk bilinci. Sorumluluk bilinci şehrin o anki halini ölümsüzleştirmekle başlar, güzeli tespitle devam eder, insan yaşayışlarının manzaraya kattığı anlam ve ahengi tespitle sürdürülür ve şehre ona ait olanı kanıtlamakla sonuçlanır. Bu serüven insanoğlunun merak duygusuyla sürekli depreşen bir duygudur. Bu nedenle insan, yaşadığı, gidip gezdiği gördüğü şehri fotoğraflamak ister.

Osmanlı’nın Fotograflı Yılları

 Fotografçılık Osmanlı’da öncelikle bir ticaret alanı olarak başlar. Talebe bağlı olarak daha çok yabancıların Osmanlı merakının giderildiği alım-satım nesnesi ile macerasına başlar.

Sonraları saray devreye girer. Saraydan gelen talep doğrultusunda önce padişahların fotoğrafları çekilir. Hanedan üyelerinin resmi fotografçıları bu dönemde Abdullah Biraderler’dir.

Oryantalist Bakış ve Osmanlı’da Fotografçılar 

‘‘Oryantalist sanat çoğu zaman nostaljik İstanbul fotoğraflarından beslenir.’’

Fotografçılığın gelişimi ve saraya girmesiyle hızlanan süreçte birçok Batılı fotografçının Osmanlı’ya dair özellikle de İstanbul’a odaklandıkları kareler ‘‘ürettikleri’’ görülür. Birçok fotoğraf gerçekten bir ‘‘üretim’’dir. Oryantalist sanatın İstanbul’un nostaljik fotoğraflarından beslendiğini söylemek mümkündür. Başta harem olmak üzere, bazı mekanlar, halı kilim ve nargile gibi bazı eşyalar, kadınlar, mesire yerleri, kahvehaneler gibi birçok yer bir Osmanlı imajı oluşturulmuş karelerden oluşur. Gerçeklik duygusunu altüst eden bu tasarlanmış kareler aynı zamanda Batılı bir zihnin Osmanlı algısını da kendilerine göre biçimlendiriyor. Çoğu Fransız olan fotografçılar mekanı fotograflarken, tipik Osmanlı imgesi olan insanları ya da nesneleri kurgusal olarak kareye dahil ediyor. Mesela bir deniz manzarasında yanda tepelikte oturmuş elinde nargilesi ile bir yaşlı adam, ya da bir mesire yerinde yere serilmiş bir kilim üzerine oturmuş peçeli kadınlar, kilimin yanında süslemeli bir testi v.b. gibi tamamen Batılı insanın zihinsel dünyasına hitabeden bir Osmanlı imajı yaratılır.

Fakat bununla birlikte Batılı koleksiyonlarda İstanbul fotoğrafları oldukça fazla. Türkiye’nin böyle bir envanterden yoksun olması da düşündürücüdür. En eski ve çeşitli İstanbul fotoğrafları bugün Batılı ressam ve fotografçıların koleksiyonlarında bulunuyor. Aynı şey, İstanbul bilgimiz için de geçerlidir. İstanbul’la ilgili en iyi seyir kitapları yabancı seyyahların eserleridir. Bizde İstanbul bilgisi yüzeysel bir merak noktasında bile değil. Uzmanları dışarıda tutacak olursak genel olarak şehre karşı merak duygumuzun olmadığı söylenebilir.

Osmanlı’nın Tasarlanmış Fotografları

Özellikle kadınlar söz konusu olduğunda Batılı ressam ve fotografçıların tam bir oryantalist zihniyeti açığa çıkardığını söylemek mümkündür. Fotograflarda harem hayatı Osmanlı kadınına karşı bir algıyı beslerken, sokaktaki kadına dair de benzer bir gizem söz konusudur. Özellikle mesire yerlerinde, gezintide, kayıklarda ya da şehrin başka bir mekanında dışarıda ender görülen kadınların fotoğraflanması oldukça merak uyandırıcı bir hadiseydi.

Bunun dışında mezarlıklar, çeşmeler, şehrin Bizans geçmişine dair surlar, Galata Kulesi, Ayasofya, Kapalı Çarşı, Sultanahmet, Süleymaniye en ilgi çeken mekanlar olarak fotoğraflara konu olmuştur.

Fotograf İle Günümüze Taşınanlar

Fotografçıların ilgisi belli başlı yerlere olduğu kadar, hayatın içinde akıp giden birçok şey de fotoğraflara konu olmuştur. Osmanlı bakiyesi eşyaların satıldığı dükkanlar, halı kilim satıcıları, tekkeler, sufiler, seyyar satıcılar, ayı oynatıcılar, arap çalgıcılar, sepetçiler, Yahudi tuhafiyeciler, arzuhalciler, ‘‘dükkanı sırtında’’ kahvecileri, özellikle Kerbelâ yıdönümlerinde hayra dağıttıkları sularla sakalar, sünger satıcıları, süpürgecileri, baca temizleyiciler, çiçekçiler, simitçiler balıkçılar gibi hayatın içinde olan insanlar yabancı fotografçıların meraklı bakışlarını bir poza çevirerek günümüze kadar gelmiş İstanbul fotoğraflarının konusunu oluşturmuşlardır.

*

İlginizi çekebilir

Kadınlar Mitler ve Toplumsal Cinsiyet
Güncel
12 views
Güncel
12 views

Kadınlar Mitler ve Toplumsal Cinsiyet

Der - Gâh - 30 Eylül 2019

Mitler bir toplumun hafıza depolarıdır. Kadınlar ise bu depoların hafıza kartları. Çünkü kadınlar zihinsel olarak hatırlama eylemini detaylandırmak ve hafızanın…

İnsanlık İçin Çağrı
Güncel
61 views
Güncel
61 views

İnsanlık İçin Çağrı

Der - Gâh - 3 Eylül 2019

  ‘‘ Benim bir karıncaya ulu nazarım vardır.’’ İnsan İçin İnsanca Yaşam Toplumda yaşanan her türlü taciz, tecavüz, baskı, otoriter…

RODRİGO ARANJUEZ, DÖNÜŞ YOLU; YAHYA KEMAL
Kitaphâne
64 views
Kitaphâne
64 views

RODRİGO ARANJUEZ, DÖNÜŞ YOLU; YAHYA KEMAL

Der - Gâh - 7 Temmuz 2019

  Rodrigo, "Endülüs’e Ağıt" isimli bestesiyle oryantalizm ziftine bata çıka yol almaya çalışan münevverlere kaybolduğu dönüş yolunu göstermek için sesten…

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.